Upliffers ile Röportaj

Bize kısaca oluşturduğunuz serginden bahseder misiniz?

Palimpsest Hafıza sergisine hazırlanmam benim için oldukça heyecan vericiydi. Resimlerimi oluştururken, hepsini bir arada göreceğim ve benden bağımsız bir şekilde onların da beni izleyeceğini düşlediğim zamanlar oldu.

Öncelikle, belirli bir tema oluşturmaktan ziyade biçim ile içeriğin tek bir özde buluşmasını amaçladığımı söylemek isterim. Bazen anlatmak istediklerim ve hissetiklerimle boğuştuğumu duyumsarım.

Biçim algısı ve teknik deneyimlerim ile yüzeye çıkmak kurtuluşum olur. Yani önce atlarım derin karanlık sulara, ardından yüzmeyi denerim. Yontulmamış bir kayayı yontmaya benzetiyorum resim yapmayı.

Ne zaman mezun oldunuz, atölye eğitiminiz hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Prof. Nedret Sekban atölyesinden 2011 yılında mezun oldum. Halen aynı atölyede yüksek lisans eğitimi almaktayım. Atölyemin bana öğretileri, disiplin ve sanata saygı duymayı sağlayan tavrı, benim değerlerimi oluşturdu.

Serginizin konusu nedir?

Sergimin teması kültür mekan, doğa ve insan. Kültür; insanın iz bıraktığı gerçeklik, mekan ise kültür ile bağlantılı bir kavram. Kişisel birikimlerim ile öznel bir tavırla ele aldığım bu iki yön, resimlerimin temasını oluşturmaktadır. İçerik ile biçimin bir öze ulaşmasını, sembolik anlatımdansa bir dönüşümü amaçladım. Mesala havayı, sadece bir gökyüzü olarak değil; içinde yaşamı, özü taşıyan, zaman zaman suya dönüşen bir kütle olarak ele alıyorum. Atmosferin içinde sezgisel bir mekan yaratmayı amaçlıyorum. Zamanın kölesi olmuş mekanların içinde, rüzgarın estiği yönde ilerleyen tarih ile kişisel ve toplumsal analizlerde bulunuyorum.

Tarih kavramı biraz sürpriz oldu, Palimpsest Hafıza derken neyi kastediyorsunuz?

Resimlerimlerimde bir uyanışı düşlerim. Tarih ile devam eden derin uykudan uyanan insanların çoşkusu ve kalabalığı beni çok heyecanlandırır.  Sanat Tarihi içinde de çok kez rastalayabildiğim bu kalabalık sahneleri gördüğümde de aynı heyecan içimi kaplar.  Herkesi ilgilendiren, büyük bir haraketin ve kararın içinde olan insanların bazen neşesini bazen de kurtuluş sahnelerini kullandığım çok olmuştur.

Palimpsest, siline siline tekrar tekrar kullanılan parşömen kağıdına verilen isim. Yunanca palin (yeniden) ve psestos (kazınmış) sözcüklerinden gelen Latince bir terim. Parşömeni ne yırtıp atma ne de olduğu gibi saklama durumundan bahsedilir. Bellek parşömenin fiziksel varlığının üzerinde katmanlaşarak birikip durur. Her yeni yaz-boz operasyonunda alttakilere ulaşmak biraz daha zorlaşır, ama asla imkansız hale gelmez.

Yaptığım hiç bir resim sanat tarihinden ve insanlığın bugüne kadar olan serüveninden kopsun ve sıyrılsın istemem. Benimde o serüvenin bir parçası  olduğumu kabul ederim. Bir ayrılma ve sıyrılmaya ihtiyaç varsa bunun kendiliğinden olması mümkün değildir. Bu sıyrılışın adına farkındalık derim. Geçmişin hiç değişmeden tekrarlanmasından kurtuluş ancak, öz bilincin farkındalığı ile mümkün olacaktır.

Karakterlerin değiştiği ama rollerin hep aynı kaldığı bir ütopyada yaşadığımızı düşünüyorum,

 O halde sizin de bir tarihi serüvenden geldiğinizi ve bunu fark ettiğiniz resimler yaptığınızı söyleyebilir miyiz?

Doğduğumdan beri birçok farklı şehirde yaşadım. Ailemin mesleğigereği 3-4 yılda bir tayinimiz çıkardı. Büyük bir el ensemden tutar diğer şehre bırakırdı, birden bire orada gözlerim açılırdı.Yeni mekanlara ilk taşındığımızda, eski mekanların çağrışımları ve ön yargıları ile bir süre devam ederdik. Sonra orasını da sahiplenir ve hemen sonra terk ederdik. Son yaşadığım evi, ilk gördüğüm ev gibi sevmeye çabalardım, son sevdiğim insanı ilk sevdiğim insan gibi. Bir türlü kurtulamadım ezberimden. 

Üniversiteye geldiğimde artık İstanbul’dan bir daha ayrılmayacağımı biliyordum. Palimpsest parşömeni gibi her yeni mekana taşınmamız ile sil baştan yazıp durduğum serüvenimi çok daha kolay gözlemleyebiliyorum ve bir şekilde kendimi yeniden izliyorum resimlerde.

Diğer sanat disiplinleri ile ilişkiniz nasıldır?

Edebiyat benim için çok önemli; felsefi metinler ve çelişkilerin ele alındığı, tezatlıkların kullanıldığı birçok eser benim için çok kıymetli. Dante, Goethe, Shakespeare, George Orwell, Bocccaccio, Platon gibi yazarlar benim temel birikimlerimi ve kaynaklarımı oluşturur. Sinamada ise Tarkovski, Passolli, Bunuel, Lars Von Trier, resimlerimdeki biçim-içerik ilişkisinde etkili rollere sahipler.

Resim sanatı içinde kendi resminizi nerede görüyorsunuz?

Post-Emprestyonist bir tavrım var ve ekspresyonizme öykünürümzaman zaman. Günümüz sanatı içinde resimlerimin daha kolay okunabilmesini isterdim.

Son olarak katıldığınız sergilerden de sözet etmek isteriz?

2011 yılında Sabancı Vakfı bursu ile mezun oldum. aynı yıl “Atölyem” adlı ilk kişisel sergimi açtım.  Bir yıl Londra’ da yaşadım, oradakarma sergilere katıldım ve sanat tarihi bakımından birikimlerimi zengin tutmaya çalıştım. 2013 yılında sadece kolajlardan oluşan bir sergi açtım. 2012'den  bu yana İstanbul ve Ankara’daki birçok karma sergide ve sanat fuarlarında yer aldım.