dogu ozgun

Aynasız Kiyi / Shore Without Mirror, 2016 - 2019.

Tuval bezi üzerine yagliboya, ahsap silindir üzerine giydirme / Oil on canvas stretched on cylinder, 240 X 105 cm.

“Aynasiz Kiyi” toplumsal cinsiyet rollerinin reddedilisine vurgu yapar. Varilmak üzere yola çikilan kiyi, tüm çoskun renk ve ritmine ragmen, kayiktaki ressam için artik cazibesini yitirir. Kiyidaki sehir, toplumsal normlari oldugu gibi kabul eden, bu normlarin devamliligi için kutlamalar ve cezalar icat eden bir krallik gibidir.

Kiyi sehrinin yansımasının, ressamın tuvaline düsmemesi, ressamın iradesinin kralliga adaptasyon sürecinde köreldigine dair bir vurgu olarak okunmalıdır.

Tuvalin bos oldugunu farkeden ressam, iradesini devreye koydugu anda deniz birden dalgalanır, rüzgar birden güçlenir. Bu hava olayi kayigın rotasini degistirmesi için mükemmel bir fırsattır. Yeni ufuklara yelken açan ressam, coskun renk ve ritmi artik geride birakir.

Aslında düsünsel boyutta asılan uçsuz denizler, resmi yaptiktan sonra benim için yürümesi mesafesi kadar kolay asilan bir ölçege dönüstü. Bu mesafeyi izleyiciyle bulusturmak için silindir bir yapinin etrafinda yürünerek izlenmesini uygun gördüm. Silindir yapinın kapagini Aynasız Kiyi’nin çikis yolu olarak tasarladim.

 

Sadece Sana Özel / Special Just For You, 2018

Tuval üzerine yaglıboya / Oil on canvas, 80 x 60 cm. 

(Özel Koleksiyon / Private Collection)

“Sadece Sana Özel” şehrin istenmeyen -öteki- yüzünü kompozisyona dahil eder. İzleyiciyi, şehir ısıklarının aydınlatmaktan kaçındıgı gerçekle bulusturmayı hesaplar. “Sadece Sana Özel”, sehrin tek başına bir tüketim merkezi olarak görülmesine elestiride bulunur. Sehrin ısıltılı yüzeyinin ve lüks tüketimle bir talep merkezine dönüsmesinin bedeli, gözlerden uzakta ödenir. Sehrin ısıltısını gölgeleyen her sey alandan uzaklastırılır. Bu arzular sehrinin vaat ettikleri, temel ihtiyaç korkumuzu çoktan astıgımızı düsünen, ihtiyaçlarımızı giderirken eglenmemizi bekleyen statüsel programlara yöneliktir. Sadece Sana Özel kız çocugunun omuzlarında servis edilir. Farklı sekillerde istismara maruz kalan sehrin altyapısı ve üst yüzeyi, yine kız çocugu imgesiyle desteklenir. Sehrin atıkları talep unsuru olan dondurma seklinde ele alınır. Beden ile bina (insaa) birbirinin muadili olur. Sehrin ulasımını saglayan metro, fare kafesindeki çemberle çalısır. Dondurmanın besin degeri bakımından zayıf fakat lüks tüketimde talep edilen bir besin olması, bu sehrin imgeler dünyasını özetler.

 
 

Steril Ev / Sterile House, 2018

Tuval üzerine yaglıboya / Oil on canvas , 60 x 60 cm.

“Steril Ev” vitrinlesen aile kurumuna bir elestiri niteligi tasır. Bu resim toplumsal normlara ayak uydurmak için özenen aile fertlerinin, ailenin gerçek beklentilerine cevap veremeyisini vurgular. “Steril Ev” resminde bir bütünün toplumsal onaylara muhtaç kalısı izlenir. Bu ev o kadar temizlenmistir ki, kendisini yitirir. Aile toplantılarının yapıldıgı yemek masası da kabul görme operasyonunda evle birlikte terk edilir. Lacivert boslugun yer yer yarılması, yıkılan ev imgesini destekler. “Steril Ev”i bir hayvan ini olarak da okumak mümkün. Kabul edilmeme korkusu tasıyan bireyin, kendisini -özünü- yitiris öyküsünü izleyebiliriz.

 
 

Uzlasma / Reconciliation, 2018

Tuval üzerine yaglıboya/ Oil on canvas 170 x127cm.  

Uzlasma, bir kendini gerçeklestirme hikayesi olarak tasarlandı. Balık-insan, kural tanımaz benlik arayisiınin son halkasini, havada süzülen ruh ise ahlakçılıgı ve toplumsal denetimi temsil eder. Uzlasmanın gerçeklestigi zemin, ana karadan kopmus ve dönüsüme ugramıs, hatta erotize olmus kutsal bir mekandır. Adeta itiraf odası bir fetis kabinine evrilmistir. Buzun üzerinde dengesini bulmaya çalışan figür, kompozisyonun yan kahramanı uzlaşmanın erken dönemlerini, tereddütleri, kaygıları, korkuları yansıtır. Buzun üzerindeki genç figür karadan, konfor alanından oldukça uzaklasmıstır, artık oraya geri dönmek istemez ama nereye varacagını da bilmez. Terkedilen, ebedi alacakaranlıga mahkum bu ada kasabası, kesiflere kapalı, yavan, muhafazakar bir hayattan fazlasını vaat etmez. Gökyüzündeki dar pencereden gözüken öte dünya da burayı aydınlatacak güçte degildir, bir kurtulus ihtimali sunamaz.

Resmin biçimsel yapısı, avangart bir opera sahnesini çagrıstırır. Örnegin dalgalı denizin aniden dümdüz, suni bir zemine dönüşmesi, bu sahne anlayısının bir ürünüdür. Kompozisyondaki karakter dagılımı, farklı ısık kaynaklarının varlıgı, kesiti alınmıs şapel, boyanın olusturdugu farklı doku yüzeyleri bu tiyatral sahnelemeyi destekler. Sanat tarihinde acılı anne olarak karşımıza çıkan, bu resimde ise toplumsal denetime vurgu yapan taslasmıs figür, katı, sert fırça hareketleri ile, arzularına teslim olmuş balık-insan ise dirilisi isaret eden renklerle ve daha yumuşak çizgilerle biçim kazanır. Balık, ölü mü canlı mı bilinmez ifadesinden dolayı resimde dirilişe uygun bir motif olarak kurgulanır. Öte yandan bu iki figürün buluşması bir sefkat ve teselli anı olmanın yanında, queer bir potansiyele sahiptir: bu kucaklaşma, norm dısı bir erotik haz eylemi olarak okunmalıdır. Taraflar arasındaki uzlaşma ancak belirli şartlarla kabul edilmis iki taraf da tavizler vermiştir.

 
 

Pazarlık/ Bargain, 2017

Tuval uzerine yaglıboya/ Oil on canvas, 170x153 cm.  

“Pazarlık”, kendini gerceklestirme hikayesi olarak tasarlandı. Toplumu baskı altında tutmak için kullanılan ahlaki ogretiler, çekingen bir kadın figuruyle, fetis nesne olarak sunulurken, artık toplumsal ögretilerin hitap ettigi kitleye ait olmayan balık figürü kadına karsi meydan okumaktadır. Ahlaki ögretiler ile iradenin ev sınırları icinde mahrem alanda gerceklesen mücadelesi, dısarıya, kamusal alana sızan bir gerceklige donusur. Cıkarılıp bir kenara atılmıs coraplar, bir deri degistirmenin, ahlaki ogretilerin terk edilişinin metaforudur. Resimde, tıpki İkarus’un hikayesinde oldugu gibi potansiyel bir enerji zuhur eder. Bu baglamda Dedalus’un rasyonel aklı ile İkarus’un romantik -gozu kara- tavrı pazarlıga girisir. Resimdeki cocuk tum olan bitene tanıklık eder. Cocugun saksafon calması, kendini gerçeklestirme halinin çok gurultu olduguna vurgu yapar. Bu kendini gerçeklestirme hikayesi, tek tip bireylerden olusan bir topluluk tarafından gozetlenir.

 
 

Topraksiz Insanlar ve Insansiz Topraklar/ Landsless Men and Manless Lands, 2016-2019.

Tuval üzerine yaglıboya/ Oil on canvas, 135 x 58cm,

Bos topraklar, insansızlastırılan sahalar, olusturulan yeni -sahte- gerçeklerin kendine açtigi alanlardır. Yeni kusaklar bu yalanlara dogar ve sanki burada kendilerinden önce binlerce yıldır kimsenin yasamadıgına, bu toprakları ekip biçmedigine inandirilirlar.

Diyarbakır, Suriçi’nde bulunan Dört Ayaklı Minare’yi, kaçan, yaralı, yaşlı bir iktidar sembolü olarak degerlendirmek mümkündür. Sanki etrafta artık ona inanan kimse kalmamistir. Yeniden dimdik olabilmek için yeni topraklara göç etmeye mecbur birakilmistır.

Insansizlasan, ıssız bir alan olan bu mekan, bir zamanların bereketli topraklarıdır. Bu topraklardan göçe zorlanan insanlar, birbirlerine yaslanır gibi uzanan binalar ile vurgulanır.


Babil Kulesi / The Tower of Babel, 2016

Tuval üzerine yaglıboya / Oil on canvas, 48 x 43cm 

Göge yükselmeyi tanriya yaklasmak degil, ona meydan okumak olarak da degerlendirebiliriz. Bu fikri Babil Kulesi hikayesinden edindim. Kulenin insası sırasında tanriyi kıskandıran insanların bir aradalıgı, tanrının emriyle farklı dilleri konusmaya mecbur bırakılmıs, darmadagın olan insanlar dünyanın dört bir yanına saçılmıstır.

Bugün göge dogru yükselen yapılar ve içinde birçok konutun oldugu sitelere baktıgımda, yüzlerce kisiyi barındıran devasa kulelerin, tıpkı Babil gibi tanrıya meydan okudugunu ama yalnızlasan bireyleriyle lanetini de tasıdıgını görüyorum. Bu modern Babil Kuleleri ne devriliyor ne yükseliyor, sadece direniyor.


 

Issız Eller / Deserted Hands, 2016,

Tuval üzerine yaglıboya / Oil on canvas, 54 X 80cm

(Özel Koleksiyon / Private Collection)

 

 

 Kaymakam Lojmani / Public Housing, 2015

Tuval üzerine yaglıboya / Oil on canvas, 41 x 47 cm.

(Özel Koleksiyon/ Private Collection) 


 

Soygun/ Robbery, 2013
13 x 20cm, Gravür / Etching, Aquatint, 3/5.


 

Göç / Immigration, 2015

Tuval üzerine yaglıboya/ Oil on canvas, 75x27cm

(Özel Koleksiyon/ Private Collection) 

 


 

 Iç / Inward, 2015

Tuval üzerine yaglıboya / Oil on canvas, 30 x 40cm,

(Özel Koleksiyon/ Private Collection) 


Romeo & Juliet, 2014 

Kagıt üzerine üzerine toz pastel / Soft pastel on paper, 26 x 38cm,

(Özel Koleksiyon/ Private Collection) 

 
 

Muzik / Music, 2015

Tuval üzerine yaglıboya/ Oil on canvas, 130 x 110 cm.

(Private Collection / Özel Koleksiyon)


Sölen/ Feast, 2011

Tuval üzerine yaglıboya / Oil on canvas, 180 x 165 cm.

(Private Collection / Özel Koleksiyon) 


Dante-Beatrice, Cennet Cehennem İkilemi / Dante-Beatrice, Dilemma of Heaven and Inferno, 2014

Tuval üzerine yaglıboya / Oil on canvas, 184 x 165 cm.


Palimpsest HafızaPalimpsest Memory. 2015

Tuval üzerine yaglıboya/ Oil on canvas, 170 x 144 cm.

(Özel Koleksiyon/ Private Collection)

VARSAYILANLAR ARASINDA YOLCULUK /

THE JOURNEY BETWEEN ASSUMED

Zamanın kölesi olmus  mekanların içinde rüzgarın estigi yönde ilerleyen tarih ile kişisel ve toplumsal analizlerde bulundum.   

İnsanlıgın kültürel devriminin hala  devam etmekte olduğu ve bu devrim içerisinde kalemin sadece güçlü olanda oluşu ve tarihin o güçlü olanın elinden çıkısının zalimligi beni daha fazla sorgulamaya sürükledi. Otorite olanın dayattıgı toplumsal zihin içerisinde, monotip dogrusallıktaki bunaltıcı düzen, beni insanlıgın olusturdugu mitleri anlama ve yazılmamıs gerçekligi kesfetmeye yöneltti. 

İmgeler aynı, temel problemler aynı. Farklı çaglarda boy gösterdiklerinde sadece giyilen kostümler degisiyor. Sanki aynı oyun bir yerden baska bir yere tasınmıs, oyuncular kendi yerel kostümleriyle aynı oyunu yeniden oynuyorlarmıs gibi.  

Kisisel rüyalarım toplumsal mitlerle kesistigi anda, uyumsuz bir seyler ortaya çıktı. Kisisel rüyalarım, kamusal beklentilere denk düşmüyor ve karsılamıyordu. Basımın dertte oldugunu hissettim. Bu sistemi anlamaya çalısmaktan baska çarem yoktu. Bu resimlerde mitleri kendime kılavuz alısım ve onların çemberinden bir adım uzaga çıkısımla, ne olmadıgım ve  neyi olmak istemediğimi fark ettim.  Karanlık ormanda ilkel insanları izledim. Dayatılanı ezberi oynamaktansa, bu evreni yeni bastan yasamaya karar verdim tuvallerim ve boyalarımla. Mitler sadece tarih içerisinde nerede ve hangi zamanda oldugumun ipuçları haline geldi.


 

Dante-Beatrice, Cennet Cehennem İkilemi / Dante-Beatrice,Dilemma of Heaven and Inferno, 2013

Tuval üzerine yaglıboya / Oil on canvas, 140 x 125 cm.

(Private Collection / Özel Koleksiyon) 

 

 

Hary, 2014

Tuval üzerine yaglıboya, / Oil on canvas, 80 x 90 cm.

(Private Collection/ Özel Koleksiyon) 


 

Arbus. 2014

Tuval üzerine yaglıboya, / Oil on canvas, 80x 80 cm.

(Private Collection/ Özel Koleksiyon) 


 

İsimsiz / Untitled, 2014

Tuval üzerine yaglıboya, / Oil on canvas, 80 x 90 cm.

(Private Collection/ Özel Koleksiyon)


 

 Sözlesme / The Pact, 2013

Tuval üzerine yaglıboya / Oil on canvas , 60 x 72 cm.

(Private Collection/ Özel Koleksiyon 


 

Roller Aynı Mekanlar Farklı / The Same Roles Different Places, 2015

Tuval üzerine yaglıboya / Oil on canvas, 69 x 44 cm.

(Özel Koleksiyon/ Private Collection)


 

 Örs / Anvil , 2011

Kagit üzerine yaglıboya / oil on paper, 35 x 45 cm.

(Private Collection / Özel Koleksiyon)


 

Sölen / Feast, 2011

Kagit üzerine yaglıboya / oil on paper, 35 x 45 cm.

(Private Collection / Özel Koleksiyon)


 

Sölen / Feast, 2011

Kagit üzerine yaglıboya / oil on paper, 35 x 45 cm.

(Private Collection / Özel Koleksiyon)

 
 

 

Yeni Bir Ülke / Ein Neues Land, 4+ 1AP , 2018

Gravür (Akuatent & kuru uç) ), Etching (Aquatint & dry point), 25 x 10 cm.


 

Pazarlık / Bergain, 4+1AP , 2018

Gravür (Akuatent), Etching (Aquatint), 31 x 34 cm. 


 

Asıklar / Lovers, 4+1AP , 2017

Gravür (Akuatent), Etching (Aquatint), 24 x 19 cm.


 

Sölen/ Feast, 1+1. AP , 2013

Gravür (Akuatent), Etching (Aquatint), 38X28 cm.


 

Dante / Dante, 1+1AP , 2013

Gravür (Akuatent), Etching (Aquatint), 29 x32 cm.


 

Soygun / Robbery, 2+1AP , 2013

Gravür (Akuatent), Etching (Aquatint), 13 x 20 cm.

 
 
 
 
 

 

Titrek Tas / Shaky Stone, 2010

Kolaj / Collage, 25 x 20 cm,


 

Isimsiz / Untitled, 2010

Kolaj / Collage, 22 x 30 cm,


 

Kaba Uyku / Rough Sleep, 2010

Kolaj / Collage, 15 x 20 cm,


 

Yolculuk / Journey, 2010

Kolaj / Collage, 20 x 32 cm,


 

Isimsiz / Untitled, 2010

Kolaj / Collage, 22 x 30 cm,

1550307359116.jpeg

Dogu Özgün

Dogu Özgün (d.1988) 2011 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, resim bölümünden mezun oldu. (Sabancı Vakfı ödülü) 2016 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi resim bölümünde yüksek lisansını tamamladı. 2011 yılında “Atölyem” adlı ilk solo sergisini Devrim Erbil Çagdas Sanatlar Müzesi’nde sergiledi. 2013 yılında kolaj ve baskılardan olusan “Seyler” adlı solo sergisini Building Store’da ve 2015 yılında “Palimpsest Hafıza” adlı solo sergisini Harmony Sanat Galerisi’nde gerçeklestirdi. Çalısmaları , (Martch Art Project) Yuvakimyon Rum Kız Lisesi, MIXER, Büyükdere 35, Evin Sanat Galerisi, İstanbul Okan Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Tesvikiye Sanat Galerisi, Peker Sanat Galerisi, Londra The Brick Lane Gallery, Sabancı Müzesi gibi mekanlarda sergilendi. Çalısmaları Contemporary İstanbul, Step İstanbul ve Tuyap-Artist Sanat Fuarı gibi sanat fuarlarında birçok kez yer aldı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde sanatta yeterlilik programına devam ediyor. Sanatçı yasamına ve çalısmalarına İstanbul’da devam ediyor.

 

Son dönem yapıtlarım belirli otoritelerin yıkıldıgı, ögretilmiş mutluluk sahnelerinin geride bırakıldıgı ya da çogunlugun onayına bagımlı mutluluk vaadi, bu çogunlugun her yasa özel ögretileri ve paket programlarına bir saldırı niteligi tasır. Yapıtlar, toplumsal cinsiyet rollerini, iktidarın pragmatik diplomasisini, ahlakın iki yüzlü savunuculugunu ve estetik kavramını uyum saglamak olarak degerlendiren birçok ögretiyi terk eder, onlarla mücadele eder. Agırlıklı olarak tuval resminden olusan, bunun yanı sıra heykel, kolaj ve gravürleri de içeren serilerde, renklerin bir araya gelişleri ile gerilimin dinamigi ayarlanır. Kendisi, ailesi ve çevresi hakkındaki sert elestirileri, üretim sürecini tesvik eden yaşamsal bir güçtür. Steril, vitrinlesen aile kurumunun içinde sıkısmıs, artık rolüne devam edemeyen birey, resimlerde merkezi bir rol oynar. Bu birey, içine dogdugu habitusu terk ediyor, baglarından kopuyor, dayatılan ögretilere sırt çeviriyor, cesaret ve iradeyi kutsuyor.Nesnel gerçekligin resmine sızamayacagı kararlılıkta, taklit ve illüzyonun tesir etmedigi bir boya-çizgi dünyası kuruyor.

My last works have the characteristics of assault towards the significant authorities that fell, taught happiness scenes that are left behind or promised happiness that comes from the approval of the majority, teachings of this majority for all ages and package programs. His works fight against social gender roles, government’s pragmatic diplomacy, defence of two-faced moralty and many teachings that reclaim aesthetic terms as adaptation. In the series that heavily consist of canvas paintings, as well as sculpture, collage and etchings, dynamics of tension is adjusted by bringing colors together. His criticism on himself, his family and his environment are vital forces that encourages his production process. The individual who is sterilized, stucked inside a family institution that turned into a showcase, not able to continue to perform his role, plays a centeralized role in the artist’s paintings. This individual leaves the habitat that he born in, breaks away from his roots, turns his back against to insisted teachings, blesses the courage and willpower. He builds up a color-sketch world that imitation and illusion cannot affect with determination that doesn’t allow a leakage of objective reality. 


 

Dogu Özgün

doguozgun@gmail.com

represented by www.mixerarts.com

Mumhane Street, No:46-50, Floor: 0 &-1, Karaköy, Beyoglu, Istanbul, TURKEY

+902122435443

info@mixerarts.com